Kullanıcı girişi

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 4 ziyaretçi çevrimiçi.

Suclular.com sitesi tarihe ve olaylara farklı bir bakış sunabilmek için bir grup suçsuz suçlu tarafından düşünülmüştür.

Suçsuzduk, çünkü bugüne kadar kimse bizim olaylara farklı açılardan da bakmamızı öğretmemişti. Hep tek düze. Tek kafaydık.

Suçluyduk, çünkü kendimizi tanımaktan acizdik. Önümüze konulan tabaktakileri yemekten ibaretti düşünce yapımız. Dünyaya, yedikat semaya, uzaya, gezegenlere kadar ulaşamıyordu ufkumuz.

Şimdi kendimizi af ettirmek için aldık elimize kalemi defteri. Bir bir itiraf ediyoruz suçlarımızı.

Kim suçlu kim suçsuz bilmeden, sadece farklı açılardan da bakmayı görebilmek umudu ile çıktık yollara. Arıyoruz suçumuza ortak olacak babayiğitleri, delikanlıları..

Eskiden savaşlar at üstünde oklarla kılınçlarla olurdu.. ok atmaayı bile kahpelik görenler vardı..

Sonra tüfek icat oldu.. savaşların seyri değişti. arkasından uçaklar füzeler derken ve nihayet internet icat oldu..

İlk twitter çıktıtığında bakıp bu da nedir. 160 karakter insanlar bunu neden kullansın dedik. lakin plan çok derin. hedef çok uzun vadeli olunca cumhurbaşkanını bile kullandırır oldular.

Artık savaşlar sosyal medya üzerinden başlatılıp.. sosyal medya ile bitiriliyor.

arap baharı adı verilen isyan hareketleri vs hepsi sosyal medya üzerinden yapıldı. süper güçler hükmetmek istedikleri toplumları parmaklarında oynatabilmek için yepyeni ve süper etkili bir silah geliştirdiler.. Bu silahın adı sosyal medya..

İngiltere'de yapılan yeni bir araştırmaya göre suçluları yürüyüşünden tanımak mümkün. Bilimadamları, insanların yürüme şeklinin parmak izi gibi kimlik tespitinde kullanılabilecek kadar birbirinden farklı olduğunu belirledi.

Southampton Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, insanların yürüme şeklinin parmak izi gibi kimlik tespitinde kullanılabilecek kadar birbirinden farklı olduğunu ortaya çıkardı.

İçine 12 kamera yerleştirilmiş bir biyometrik gözlem tüneli kullanılan araştırmada, buradan geçen 25 kişinin benzersiz üç boyutlu görüntüleri elde edildi. Bu tekniğin, havaalanlarında güvenliği sağlamak da dahil olmak üzere, farklı amaçlara yönelik kullanılması düşünülüyor.

Araştırmayı yöneten Darko Matovski, yürüme şeklinin güvenilir bir biyometrik veri olarak kullanılabileceğinin ilk kez ortaya çıkarıldığını söyledi.

PKK, İskenderun’da 6 askeri şehit ettiği saldırıya aylar öncesinden askeri üsleri izleyip görüntüleyerek hazırlanırken, aynı dönemde askeri istihbaratın Sivil Toplum Örgütleri’ni takip ettiği ortaya çıktı.
İskenderun’da Askeri Birliğe roketatarlı saldırı düzenlenerek 6 askerin şehit edilmesiyle ilgili skandal büyüyor. Deniz İkmal Destek Komutanlığı Şehit Er Remzi İlboğa Kışlası’nı yakın takibe alan PKK’lı teröristlerin bütün açıları görüntüleyip, haritalarını, atış mesafelerini çıkartırken; askeri istihbaratın 6. Kolordu Komutanlığı emriyle İskenderun şehir merkezindeki halı saha futbol turnuvalarını, mevlid ve helva dağıtım törenlerini takip ettiği ortaya çıktı.

‘İSTİHBARAT İSTEĞİ’NDEN ANLAŞILAN

İsrail Dışişleri Bakanı Yardımcısı Dani Ayalon, ülkesinin, 9 Türk'ün ölümüne yol açan baskınla ilgili özür dilememesi gerektiğini ve özür de dilemeyeceğini söyledi.

İsrail Dışişleri Bakanı Yardımcısı Dani Ayalon, Amerikan CNN televizyonuna konuştu.

Ynet haber sitesine göre Ayalon, ordunun 31 Mayıs’ta Gazze yardım gemisine düzenlediği kanlı baskınla ilgili İsrail’in özür dilemeyeceğini söyledi.

Ayalon, asıl özür dilemesi gerekenlerin, gemi seferinin organizatörleri olduğunu savunarak, İsrail'in sorumlu ve itidalli davranmaya çaba gösterdiğini öne sürdü. Ayalon, Türkiye ile ilişkilerin hem İsrail hem de ABD için önemli olduğunun altını çizdi.

Almanya'nın Hamburg kentinde önceki gün Harburg tren istasyonu yakınında bulunan bir erkeğe ait ceset parçalarının Kahramanmaraşlı Ahmet Kaya (50) adlı Türk'e ait olduğu kesinleşti.

Hamburg Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, geniş çaplı araştırma ve DNA testi sonucunda, ceset parçalarının Kaya'ya ait olduğunun belirlendiği ve maktulun diğer vücut parçalarının da bulunduğu bildirildi.

Harburg tren istasyonunda bıçaklanmış ve ağır yaralı şekilde bulunan Orhan Yıldırım (53) adlı Türk'ün, birlikte yaşadığı Kaya'yı öldürerek ceseti parçaladığı, daha sonra kendi kendisini yaraladığı tahmin ediliyor. Yıldırım'ın hayati tehlikeyi atlattığı belirtildi.

Meksika'da hükümetin uyuşturucu kartellerine büyük bir operasyon başlattığı Aralık 2006'dan beri 913 çocuğun öldüğü bildirildi.

Meksika'da Çocuk Hakları adlı bir örgütün açıklamasında, Aralık 2006-Nisan 2010 arasındaki dönemde 913 çocuğun hayatını kaybettiği, bu ölüm vakalarının bazılarının aydınlığa kavuşturulmasının zor olduğu, 2000-2006 arasında ise 503 çocuğun öldürüldüğü belirtildi.

Çocukların "hayatta başka alternatifleri bulunmadığı için" uyuşturucu kaçakçısı gruplara katıldıkları belirtilen açıklamada, hiçbir resmi istatistik bulunmasa bile, üniversite araştırmalarına göre suç çeteleriyle ilişkisi olan erkek ve kızların sayısının 3000 olduğu kaydedildi.

Hindistan'da 26 yıl önce 15 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan dünyanın en büyük sanayi kazasıyla ilgili dava nihayet sonuçlandı. 8 kişi 2 yıl hapis cezası aldı.

Hindistan’ın Bhopal kentinde 1984 yılında meydana gelen bir patlamayla, kent sakinleri adeta cehennemi yaşadı.

Bir böcek ilacı fabrikasından çıkan zehirli gaz bulutu ilk günlerde 3 bin 500 ilerleyen yıllardaysa 15 binden fazla kişinin ölümüne yol açtı.

Bu olay kayıtlara tarihin en büyük sanayi kazası olarak geçti.

Kazayla ilgili açılan dava tam 23 yıldır sürüyordu. Adalet bir türlü tecelli edememişti.

Bir günde iki hukuk ve ahlak dışı saldırı, Türk insanlarının canlarını aldı. Bunlardan biri İskenderun'daki askeri üssümüzü hedef alan terörist saldırıdır. Kürt realitesini bölücü terörden soyutlamayı amaçlayan "Demokratik Açılım"ı engellemekten öteye sabote edenlerin, bu son terörist saldırı karşısında ne tür bir mutluluk içinde olabileceklerini anlamak pek mümkün değil. Bitmez tükenmez bir kısır döngünün sadece bir günlük yansımasıydı İskenderun baskını... Terörist eylemler-askeri harekât- terörist eylemler-askeri harekât... Sonuç ortada.

Söndürülen canlar ve yıkılan güvenlik ortamı... 1984 Eruh Baskını'ndan bu yana yer alan gelişmeler, şiddetin şiddeti getirdiğini ve çözümü rafa kaldırdığını nedense kimseye öğretemedi. "Siyaset"i devre dışı bırakan ve "Demokrasi"yi hesaba almayan gelişmeler anlaşılıyor ki gündemimizden uzun bir süre daha eksik olmayacak. "Şehitlerimize rahmet diliyoruz" söylemi, sadece acıları değil, öfkeyi ve kamplaşmayı da içerecek.

Büyük ölçüde İsrail medya karartmasından kaynaklanan bütün bu belirsizliklere rağmen, yardım filosunun kanlı bir şekilde yolunun kesilmesi, Britanya gazetesi The Guardian'ın da belirttiği gibi 'İsrail'in kendi kalesine attığı felaket bir gol' gibi duruyor...

1. Gemilere uluslararası sularda, kıyıdan yaklaşık 100 km açıkta saldırılmış. Uluslararası hukuk uyarınca hiçbir ülkenin bunu yapmaya hakkı yok. Son derece profesyonel ve etkili İsrail halkla ilişkiler mekanizması bile, yönünü değiştirmek veya durdurmak için başka seçenekler dururken, İsrail'in kendi kendine belirlediği abluka sınırlarının çok uzağında bulunan yabancı gemilere şiddet uygulayarak çıkmanın niye ille de gerekli olduğunu açıklamakta zorlanacak.

Muğla'nın Bodrum ilçesine bağlı Turgutreis beldesinde düzenlenen operasyonda 49 kişi gözaltına alındı.

Muğla Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, Muğla İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince Bodrum'un Turgutreis beldesinde düzenlenen operasyonda, ihaleye fesat karıştırmak, imar kanununa muhalefet, zimmet, rüşvet, nitelikli dolandırıcılık, haksız mal edinmek ve kaçırmak iddiasıyla gözaltına alınanların sayısının 49'a yükseldiği belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Muğla İl Jandarma Komutanlığınca, Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı'nın koordinatörlüğünde Eylül 2009 tarihinden itibaren başlatılan çalışmalar kapsamında, bugün sabah 07.00'den itibaren Muğla il merkezi, Bodrum ve Milas ilçeleri ile İzmir'de 51 adreste eş zamanlı yapılan operasyon sonucu, 13'ü kamu görevlisi olmak üzere toplam 49 şüpheli gözaltına alınmıştır.

Van Jandarma Komutanlığı ekiplerinin 10 aydır sürdürdüğü teknik takip sonucu eroin imalatı ve ticaretini yapan bir çete çökertildi. 473 kilo eroinin ele geçirildiği çalışmalarda, İran'la bağlantılı olarak çalıştıkları belirtilen 5 kişi gözaltına alındı. Yapılan operasyonlarda 3 yıldır aranan çete lideri S.K'da sahte kimlikle yakalandı.

İran üzerinden getirdikleri uyuşturucuları Van'dan batı illerine götüren çeteyi belirleyen Van İl Jandarma Komutanlığı Narkotik ekipleri, kapsamlı bir çalışma başlattı.

10 ay süren çalışmalarda, Van ve Özalp ilçesi'nde bir çok operasyon düzenlendi.

Bu operasyonlarda uyuşturucu bağlantısı olduğu belirlenen 7 kişi gözaltına alınıp sevk edildiği mahkemece tutuklandı.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın önderliğinde yürütülen son çalışmanın neticesinde Türkiye çok yakında önemli bir anlaşmaya imza atacak.

5 yıldan uzun bir süredir yürürlükte olan Avrupa Konseyi'nin "Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesi" ile birlikte Türkiye, uluslararası sanal suçlarda diğer ülkelerle ortak çalışarak yurtdışındaki yayınlara müdahale hakkını elinde bulunduracak.

1 Temmuz 2004 tarihinde yürürlüğe giren Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesi'ne çok yakında Türkiye de imza atacak. Bu anlaşmayla birlikte 43 ülkenin arasında bulunacak olan Türkiye, son yıllarda ciddi oranda artan sanal suçlarda uluslararası işbirliği fırsatına sahip olacak.

Akdeniz'in ortasında ölümü hissettim. Çığlıklar, silah sesleri, dualar ve panikle koşuşturanlar vardı. O an yaralı bir İsrail askeri gördüm; içimden umarım "ölmez" diye geçirdim. Yoksa her şey olabilirdi...

Gazze'ye yaptığımız yolculuğun belli riskleri barındırdığını biliyorduk. Zaten en kötüsüne, İsrail'in ateşli silahlarla saldırmasına da hazırlamıştık kendimizi... Ancak o kadar ani yaşandı ki olaylar, bir anda kendimizi yüzü koyun yerde yatıp askerlerin gelip bizi taramasını beklerken bulduk... Yaralı askeri gördükten sonra, o gece oradan çıkamayacağımızdan neredeyse emin oldum. Aslında en kestirmeden şunu söyleyeyim: İyi ki o asker ölmedi...

İsrail tarafından serbest bırakılan İslam Hareketi'nin İsrail sorumlusu Şeyh Salah, El Cezire'ye konuştu: Ben zannederek Türk kardeşimi öldürdüler ve 'Salah'ın işini bitirdik' dediler.

İsrail'in Gazze'ye yardım taşıyan gemilere saldırısı sırasında Mavi Marmara'da bulunan İsrail'deki İslam Hareketi sorumlusu Şeyh Raid Salah, El Cezire televizyponu muhabirine açıklamalarda bulundu.

Mavi Marmara'da gemisinde kendisine benzeyen bir Türk'ün tek kurşunla vurularak şehit edildiğini söyleyen Salah, İsrail askerlerinin Türk'ü öldürdükten sonra telsizle komutanlarına ''Salah'ın işini bitirdik'' dediklerini söyledi.

Mavi Marmara'ya yapılan çıkarmada 6 Türk'ü öldürdüğü bildirilen İsrailli komando, yaşanan ölümler hakkında "başka çaremiz yoktu" dedi. İsrailli askere madalya verilmesi düşünülürken, Tel Aviv, Ankara ile ilişkilerinin bozulmasından suçlu tuttuğu Türkiye'yi İran gibi davranmakla eleştirdi. Diğer yandan, ABD Başkanı Barack Obama petrol sızıntısı nedeniyle Asya turunu iptal ederken, Japonya'nın yeni başbakanı belli oldu.

İşte dünyada günün öne çıkan manşetleri:

THE JERUSALEM POST: Altı kişiyi öldüren İsrailli komando: Başka seçeneğimiz yoktu
Gazze'ye giden yardım gemisi Mavi Marmara'ya çıkartma yapan deniz komandolarından S. Jerusalem Post'a verdiği röportajda gemiyi "bir savaş alanı" gemidekileri de "katil paralı askerler" olarak nitelendirdi.

Kendilerini emniyet mensubu olarak tanıtarak kontör dolandırıcılığı yapan Şanlıurfa merkezli şebekenin, GSM şirketlerinin kontörden kuruşa geçmesiyle birlikte müşteri hizmetlerini arayarak bilgi alıp kuruş dolandırıcılığına da başladığı bildirildi.

5 ayrı ilde eş zamanlı olarak yapılan ve yaklaşık 200 kişinin gözaltına alındığı operasyonla geçtiğimiz günlerde kendilerini emniyet mensubu olarak tanıtan Şanlıurfa merkezli kontör şebekesi çökertildi.

Şanlıurfa Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan ve 6 aydır yürütülen soruşturma kapsamında; İstanbul, Şanlıurfa, Adana, Ankara ve Gaziantep'te yapılan eş zamanlı operasyonlar sonucunda yakalanan kontör dolandırıcılarının nasıl dolandırıcılık yaptıkları tüm detaylarıyla ortaya çıktı.

Adnan Menderes'i mahkemeye getirip götürüp askerlerden biri olan Halil Yavuz, Menderes'in son günlerini anlattı. CHP'li olduğu halde Adnan Menederes'e yapılan muameleden rahatsız olduğunu belirten Yavuz, "Ama ciğerimiz yanıyordu onun için." dedi.

Şırnak'ın Cizre ilçesinde oturan 70 yaşında Halil Yavuz, 1960 darbesi yapıldığında İstanbul Yeşilköy'de asker olduğunu hatırlattı. Darbe ile birlikte cadde ve sokakların giriş çıkışlarını tuttuklarını, dükkan, fırın, lokanta gibi tüm iş yerlerinin açılmasına bir hafta boyunca izin vermediklerini söyledi. Adnan Menderes yandaşlarının tek tek tutuklandığını anlatan Halil Yavuz, darbenin üzerinden 15-20 gün geçtikten sonra 7 asker ile birlikte Yassıada'ya gönderildiğini, mahkeme bitene kadar orada nöbet tuttuğunu belirtti.

Dün Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nde, ilginç bir duruşma vardı. Duruşma mı desek, yoksa başka bir kelime ile mi olayı tanımlasak, bilemiyorum...
Çünkü, Erzurum Ağır Ceza Hakimi’nin tutukladığı, defalarca itiraz edilmesine rağmen, onlarca hakimin dosyasını inceleyip, tahliye edilmesini uygun bulmadığı bir sanık, dün Yargıtay’daki duruşma salonuna girerken, alkışlarla karşılanmış!..
Yıllarca avukatlık yaptım.. Bir o kadar da gazete sorumlu müdürlüğü görevimden dolayı hakim önüne çıktım.. Yazılarıma açılan davalardan dolayı sanık olarak duruşma salonlarında bulundum.
Bırakınız bir sanığın duruşma salonuna girerken alkış tutulmasını, mahkeme tahliye kararı verse bile, ondan sonra, sanığın annesi / babası / eşi / çocuğu kendini tutamayıp bir defa elini çırpsa, hakimin azarı ile karşılaştığını gördüm.

Adnan Menderes'i Yassıada duruşmaları sırasında belki de en çok yaralayan şey, birkaç yakın arkadaşının ve bürokratının Soruşturma Kurulu'nda ve mahkemede verdiği ifadelerdi.

Bunlar arasında öyle bir isim vardı ki Menderes, duyduğunda yıkıldı. Bu isim Ethem Menderes'ti. Askerlerle iyi bir ilişkisi olan, MBK Başkanı Cemal Gürsel ile dostluğu bulunan Ethem Menderes'in iktidardayken tuttuğu günlüklerde yer alan yakın dostuna ait şahsi notlar, duruşmada Menderes aleyhine delil olarak kullanıldı. Gerçi duruşmalar sırasında hâkim ve savcının kaba ve sert tutumunu gören bazı isimler, bu beyanlarından dolayı sonradan pişman oldu; ancak son pişmanlık fayda etmedi...

Adnan Menderes'in asıl soyadı 'Ertekin' idi. 20 yaşında yetim kalınca bu soyadını Menderes olarak değiştirdi. Öğrencilikleri, askerlikleri birlikte geçen Adnan Menderes, soyadını, sevdiği arkadaşı Ethem'e de verecekti. Menderes, Ethem Bey'i siyasete de taşıyacak ve onu önemli bakanlıklardan biri olan savunma bakanlığına getirecekti. Ethem Menderes, bütün bu iyiliklere, Yassıada duruşmalarında Menderes'i idama götürecek günlüklerindeki iddialarıyla cevap vermişti.

İçerik yayınları

Anket

Deniz Gezmiş Suclu mu?: